English Arabic German Turkish

Özel Haber

 

  Ana Sayfa     Foto Galeri     Video Galeri     Mahalmi Sözlük     Şiirler     Aydınlarımız     Mahalmi Edebiyatı  
  You are here:  Anasayfa Arşiv

Yöresel Müzikler

KÖŞE YAZARLARIMIZ

Abdulkadir ALTAY
Abdulkadir ALTAY
Hüseyn Bekir Ali
Hüseyn Bekir Ali
Mehmet AK
Mehmet AK

Merhaba Noel, Güle Güle Bayram! PDF Yazdır E-posta

  Bayramlar yaşardık heyecanından uyuyamadığımız. Sevgi, paylaşım, kardeşlik olan bayramlar... Artık zaman değişti ve biz o bayramları arar olduk. Neden mi? Bayramda komşumuza uğramamayı adet edinmeye başladık. Kestiğimiz kurbanın bir bölümünü ihtiyacı olanlara dağıtmak yerine hepsini kendimize ayırmak daha çok hoşumuza gitmeye başladı. Diğer taraftan da batıdan aldığımız yaşantıyı özümsemeye başladık. İşte asıl bizi bize unutturanda bu oldu. Bayram yerine yılbaşını coşkuyla kutlamak bizi daha çağdaş yapmaya başladı. Oysa bayramları unuttukça asıl unuttuğumuz kendi hayatımız, kendi yaşantımızdı. Her yılbaşı kutlaması bizi kendimizden, kültürmüzden ve dinimizden uzaklaşma adına kurulmuş en büyük tuzaktı. Üstad Arif Nihat ASYA'da bu durumu aşağıda çok güzel açıklamıştır.


"-Yılbaşı neyimiz olur? diye soruyorum. Fakat,
-29 Ekim'imiz midir, 30 Ağustos'umuz mudur, Şeker Bayramı'mız mı, Kandilimiz mi, Kurban Bayramı'mız mı? diye sual açmak da yersiz olmazdı.
Biz muharremlerle, martlarla başlayan yıllar da biliriz... ki, hiçbiri böyle şımarıklıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı.
Memleketimize, herhalde, Beyoğlu'ndan giren, Haliç'i atlayarak Fatih'lere, Aksaray'lara, sonra Rumeli'ye ve Boğaz'ı aşarak önce Kadıköy'lere, Moda'lara ve sonra Üsküdar'lara ve oradan Anadolu'ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi?
İstanbul'un Tepebaşı'ndan Adana'nın Tepebağı'na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?
Bir resmine bakarsanız Havarilere, öteki resmine bakarsanız Rasputin'e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir... bunu hiç merak ettiniz mi?
Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu: O Haçlı Seferlerinden kalma bir kılınç artığıdır. O zaman silahla giremediği yerlere, şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.
O evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir Piyer Lermit'tir... Kardeşlerini Mukaddes savaşa hazırlamaktan geliyor.
O, adıyla sanıyla bir misyonerdir ki, şu memlekette ocağına incir dikildikten sonra, kılığını değiştirmiş... ve bizi avlamaya, kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan; çocuklarımızdan başlamıştır.
Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedakârlığının sebebini düşünmediniz mi?
Bırakın onun hakkından ben gelirim: İşte sakalını çekince gördünüz... sakalı elimde kaldı ve altından Lüsifer çıktı.
Bilirsiniz ki casuslar da kıyafetlerini ekseriya böyle değiştirirler.
Bu, mezar beğenmeyen hortlağa ya mezarını gösterin, yahut bırakın: Haç'ında çarmıha gereyim onu.
Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: Muhakkak bir şeyimizi çalmıştır
."
                                                                                                                                               Arif Nihat Asya

 

Yorum ekle


Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_counterBugün314
mod_vvisit_counterDün476
mod_vvisit_counterBu Hafta790
mod_vvisit_counterBu Ay4012
mod_vvisit_counterToplam331558
Şu anda 39 ziyaretçi çevrimiçi
Top