| HALDEH: Bir Arap Köyü Haldeh bir Arap köyüdür. Beni Bekr Aşiretinin bir kolundan gelmektedir. Türkiye’de Mardin ilinin doğusunda yer almaktadır. Bu yazıyı genç bir kişi kaleme almıştır. Bu genç bize Haldeh’i anlatacak. Bu genç Haldeh’te dünyaya geldi.
 Haldeh, dağlar arsında yer alır. Bu nedenle bulutlar sisler arasında kalır. Etrafında vadi ve tepeler vardır. Buğday ve darı ekili verimli tarlaları ve üzüm bağları vardır. Dağlarına tepelerine yayılmış meşe palamudu ağaçları vardır. Yağış mevsiminde şarıl şarıl akan dereleri vardır. Köyün huzur veren sessizliğinde dere şırıltılarını duyarsınız. Köyde sabahlar çok güzel olur. Köy evleri adeta güneşi karşılar. Köy güneşi, saçları omuzlarına dökülmüş güzel bir kız gibidir. Köylüler sabahları horoz sesiyle uyanır, ocaklarını yakmaya başlar. Ocakta kaynattıkları sütle, tandır ekmeği, tereyağı ve pekmez yerler. Çiftçiler tarlarına gider. Çobanlar hayvanlarını otlaklara götürür. Şehirde işi olanlar da şehre iner.
Köy, özellikle bahar aylarında yeşil bir cennet olur. Baharda sabahları güvercin ve kuş cıvıltılarından başka ses duyamazsınız. Sağlıklı, zinde bir şekilde yatağınıza uzanıp damdaki yağmur sesiyle uyuduğunuz geceler, köyün en güzel günleridir. Bu gecelerin sabahında vadileri ve tarlaları doldurmuş, akan suyu görürsünüz.
Bu köy halkı sıkıntı nedir bilmez. İnsanlar vakitlerini tarlarındaki işlerinde, namazlarında ya da tatlı sohbetlerde geçirirler. Köy erkekleri her gece birinin evinde toplanır. İçtikleri çaylar eşliğinde eskilerden, babalarından ve dedelerinden söz ederler. Temiz hava ve su, köyün çok önemli zenginliklerindendir. Bu nedenle hastalıklara pek rastlanmaz. Bu köyde öyle insanlar tanırım ki yüz yılı aşmış yaşlarına rağmen ne doktor yüzü görmüş ne de ilaç içmiştir. Çünkü doğal beslenirler. Besinlerinde kimyasal katkılar yoktur. Köy insanları o kadar hareketlidir ki bedenleri çok kuvvetlidir.
Bu köy halkı dillerini, adetlerini, geleneklerini ve kültürlerini çok iyi muhafaza etmiştir. Köyde 800 yıl önce yapılmış bir camii vardır. Bu camii, bölgeyi fetheden Müslümanlar kaya içine oyarak yapmıştır. Caminin bir sütununda kitabesi vardır.
Akşam olunca çiftçiler evlerine dönerler. Sürülerin melemeleri ve öküzlerin böğürtüsü yankılanır köy içinde. Bu atmosferi oluşturan güzelliklerle birlikte izlersiniz güneşin batışını. Ah o günler ne güzel günlerdi! Bahar rüyası gibi günlerdi o günler!
Genç yazarımız çocukluğundaki o günleri hiç unutamıyor. Özellikle de buğday tarlalarının rüzgârda salınışını. Sanki bir düğünmüş gibi. Diliyor ki o günlerden sadece bir gününe bile olsa dönebilsin. Şehre taşındıktan sonra eski günlerden bir gün yaşasın. Köyde hikâye anlatan biri vardı. (Salıh Ğaydo) Bir toplantı veya düğün olunca hemen çağrılırdı. O ortamda insanların sadece gülüşleri ve mutluluklarına şahit olurdunuz. Köylüler sade insanlardır. Yeni ve ilginç şeyleri severler. Öyle ki okuma yazmaları olmamalarına rağmen düzenli olarak haberleri, gündemi takip ederler. Bununla da yetinmezler. Yorum yaparlar.
Genç yazarın en güzel anılarından biri de köyde duyduğu o ezan sesidir. Namaz vakitlerinin girdiğini bildiren, köy halkını yüce yaratanın evine çağıran o kutsi sesi. Bu genç, hep bu günleri hatırlıyor. Bunları hatırından çıkaramıyor. O güzel saf, temiz, huzurlu, mutlu günleri unutamıyor. O günler ki sıkıntısı, endişesi olmayan günlerdi! Hüseyin Bekir Ali Beyrut İlahiyat Fakültesi Öğrencisi
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.